Genellikle Denizli Tren İstasyonu'na geldiğimde saat beş civarı olur. Hemen bilet gişesine varıp kuyruğa girer, biletimi alırım. Küçük, ak bir kağıt. Üzerinde Denizli- İzmir, tek yön yazar. Bilet gişesinden çıkıp dışarıya doğru giderim. Bir banka otururum. Yalnız olmam orada. Sağımda solumda Denizlili, Aydınlı, İzmirli, Afyonlu nice memleket insanı vardır. Kimileri kavruk yüzlü, esmer tenli, kimileri kumral, kimileri sarışın. Bin bir çehre... Alınları geniş ve derin çizgilerle oyulmuş dayılar, dedeler avurtlarını çeke çeke içli bir sigara içerler. Bir kelam edersin, gerisi gelir, bir bakmışsın ki bin kelamlı bir muhabbet deryasının içindesin. Yeter ki samimi olarak sohbet etmek iste... Genellikle çıkış saatinden on beş, yirmi dakika önce vagonların kapılarını açarlar ve sıra sıra, yan yana dizilmiş yolcular vagonlara akarlar... Kimileri benim gibi öğrenci; sırtlarında çanta, ellerinde bavul. Kimileri çiftçi; meyve, sebze bir-iki kasa. Kısa bir süre sonra tabii hafta sonu ise ...