Hay... Hak!
Müsaadenizle hemen konuya gireyim efendim. Konuya girmeden konu ne diyecek olursanız konu yok aslında, durduk döndük devranda! Altımızda dört tekerlekli araçla. Rum diyarında Rumkale'yi fetih eyledik bakışlarımızla!
Kış palto yerine şort giyer oldu, el alem bu havada deryalara girer oldu. Eee... İmam osurursa cemaat sıç... Neyse efendim! Ağzımız alacalı bulacalı olmasın. Ama dayanamıyorum efendim... Cemaat sıçarmış! Evet, efendim... Rumkale'ye gitmek niyetiylen çıktık yola, sağa dön baba, hop karşında Saylakkaya! Köy yollarının asfaltları pörsümüş, eskimiş. Yenilerini satıyorlar şimdi ilçe merkezinde, belki alan olur da seçimde kazanırız diye. Bir şöyle bir böyle, hop Gürlüce! Tabelalar yönlendiriyor bizi Savaşan'a. İlerliyoruz Ford'un beyaz güverciniyle.
Şose yola girdik, inmeye başladık zikzak çize çize. Fırat'a indik güzelce. Balataları yakmadan he mi de! Feribot duruyor yalın bir iskelede, ama sahibi yok. Bizden başka araçlar da bekliyor, kaptan başka iskelelerde. Batık Minare'nin orada mekanı var imiş meğersem. Yerli ve milli turistleri ağırlıyormuş. Nihayetinde efendim kaptan ağa geldi, seslendi: Yelkenler fora! Fırat'ın mavisi, yosunlu mavisi dalgalandı motor kişnemeleriyle. Tam korsan bayrağını direğe çekecekken Barboros'u anarak... Oturuverdik Antep'in kıyısına! Çıktık karaya, bindik araca, çıktık yokuşlara... Yavuzeli derler imiş bu yörelere.
Az gittik uz gitmedik, hemen varıverdik Rumkale'ye: Memlük'ün uç sınırına, İsa'nın kankisi İonnia'nın mabedine, Hitit'in, Asur'un hisarına... Eh durur mu Türk? Patates kızartması yerken düşündük hisarı ve inancın kalesini: Kimler var imiş be biz yoh iken? Fazla da düşünmedik. Yeter gayrı dedik oturduğumuz, atladık dört tekerleğe, vardık suyun kenarına. Feribotçu, tıngır mıngır gelirken karşı kıyıdan bir tablo seyrettik sanki 19. yüzyıldan, biniverdik adamın ekmek teknesine. Biraz önce Antep'te idik, şimdi Halfeti'de!
Tırmandık rampalardan, yokuşlardan... Kaçtık karaçamların ürkütücü bakışlarından, amansız yarlardan! Ve vardık düzlüğe. Gerisi kolay mı kolay...
Efendim anlattık bir o kadar, karın da durmuyor dile kolay... Tokluk ister.
O zaman hay hakkk! Bu ekip kebapçıya gider!

Yorumlar
Yorum Gönder