Anton Çehov, şüphesiz kısa öykünün ve
oyunun gelmiş geçmiş en büyük isimlerinden biri. Bugün öyküleri ve oyunları
dünyanın köşe bucağında okuyucusuyla buluşuyor, onlarca yıl geçtiği halde okundukça anlam buluyor. Zaman içinde sürekliliğini sürdürüyor. Ölümünün ardından bıraktığı etki ise en başta edebiyatta ve diğer
sanat dallarında kendisini gösteriyor. Yazarlara, senaristlere, yönetmenlere
ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Böyle bir edebiyatçının ise yazma sanatıyla
ilgili görüşlerinin bilinmesi bizler için önemli.
Ölümü sonrası yakın çevresi, sanatçı dostları onun hatırasını yaşatmak adına Çehov’un mektuplarını, sohbetlerini kitap formuna sokarak Rusya’da yayımladılar. Türkçeye bu kitap Mehmet Özgül tarafından “Çağdaşlarının Anılarıyla Anton Çehov” olarak çevrildi. Bu kapsamlı kitaptan başlığımıza uygun biçimde Çehov’un yazma eylemiyle, kurguyla ilgili fikirlerini dile getirdiği bölümleri maddeler halinde sıralayacağız.
- “Bir dilencinin
yoksulluğunu vurgulamak için çok söz harcamanın, onun zavallı, mutsuz
görünüşünü uzun uzadıya anlatmanın gereği yok. Üstündeki entarinin soluk, güneş
yanığı bir renk aldığını söz arasında belirtmek yeterlidir.” (sf.76)
-“Kuracağınız tümcelerin
zengin, özlü, olması için çok uğraşmalısınız. Bir öykünün yazılması beş-altı
gün tutmalı, bu süre içinde sürekli onu düşünmelisiniz; başka türlü
tümceleriniz istediğiniz kıvama gelmez. Tümceler kağıt üzerine geçmeden önce
zihninizde bir-iki gün kalıp eni konu düşünmeli, olgunlaşmalıdır. (sf.77)
-“Yalnız yaşadıklarınızı
eşeleyip bunlardan bir şeyler çıkarmak zor iştir, buna yürek dayanmaz. Yazar
dediğin, çevresini durmadan kolaçan eden, gözleyen, keskin görüşlü kişidir… Bu
özellikler kendinde yoksa bile uğraşıp didinerek benimsemek, alışkanlık
durumuna getirmek zorundasın.” (sf.108)
-“…İyi bir yazar olmak
istiyorsanız tıp bilimiyle yakından ilgilenin. Özellikle psikiyatri ile. Bana
çok yardımı dokundu, bir sürü yanlışlık yapmaktan korudu.” (sf.319)
-“…Böyle yazmamalısınız,
okurun kendisi ‘Ne dokunaklı tablo!’ demeli. Genelde tutulacak yol şu olmalı:
Kahramanlarınızı seviniz, fakat onları sevdiğinizden açıkça söz etmeyiniz!”
(sf.327)
-“Yalın cümle hayal
ettirir. Uzun betimlemeler, anlatılar insanın zihninde pek pay bırakmaz. Az ve
öz tasvirle gerisini okuyucuya bırakmalı.”
-“Arada bir okuyucunun
kahramanlardan da yazarın söylediklerinden de uzaklaşıp başını dinlemesi
gerekir. Nasıl sağlarsınız bunu? Bir doğa betimlemesi koyarak, gülünç bir şey
anlatarak, araya yeni karşılaşmalar, yeni kişiler sokarak…” (sf.568)
- Yakın bir arkadaşı
Çehov için şöyle diyor: “En çok söylediği şey dört duvar arasında oturmaları,
yapıtlarını zorla kafalarından çıkarmamaya çalışmalarıydı. ‘Yazar dediğin
yaşamı yakından tanımalı, insanlarla içli-dışlı olmalı, ne konuştuklarını, ne
düşündüklerini öğrenmeli, yapıtlarında bunları işlemeli’ diyordu.” (sf.511)
- Yine sanatçı bir dostu
Çehov’un dünyasıyla ilgili şöyle bir anekdot aktarıyor: “Onun için yaşamın
hiçbir olgusu önemsiz değildi. Küçük bir merceğin koskoca bir dünyayı
göstermesi gibi Çehov da küçük bir olayla koca bir yaşam parçasını gözler önüne
sermeyi başarıyordu.” (sf.341)

Yorumlar
Yorum Gönder