İhsan Oktay Anar ile tanışmam onun da ilk kitabı olan Puslu Kıtalar Atlası adlı romanıyla sayesindeydi. O zaman da genç bir okur olarak Puslu Kıtalar Atlası'nı bitirdiğimde yüzümde bir tebessüm ve bir garip şaşkınlık peydah olmuştu. Hani derler ya anlatmak yetmez, yaşamanız gerekir. Aynı şekilde de bu romanı anlatmak yetmez, okumanız gerekir. Zira insan denen mahlukun öyle bir hayal ve yaratma gücü var ki dipsiz bir kuyudan farkı yok. Anar'ın kitapları da öyle. Başlar başlamaz muhatabını hikayeye katıyor, bir evrene yolculuğa çıkarıyor..
Efrasiyab'ın Hikayeleri kitabını da evvelki heyecanla araladım ve başladım. Türkçeyi kullanışındaki maharet ve ustalık bu eserinde de göze çarpan ilk özelliklerden biri. Öte yandan geleneksel anlatı türlerinin tatlarını da içinde barındırıyor. Keyif almamak elde değil.
Başlangıçta can almayla vazifelendirilmiş melek olan Azrail'in vazifesini yerine getirmek için dolaştığında sıra Cezzar Dede'ye gelir, Cezzar Dede ilerleyen yaşına rağmen dünyaya diğer insanlardan farklı bir gözle bakan, torunlarıyla güzel vakitler geçiren ve onlara hikayeler anlatan bir fanidir. İdrakı kuvvetli olan Cezzar Dede bir gün siyahlar içinde giyinmiş, soğuk ve beyaz suratıyla, donuk bakışlarıyla kendisine bakan bir zatı görür ve onun ölüm olduğunu anlar. Ama ondan hiç çekinmez. Uysal tabiatıyla, ilahi kanunlara tabii olduğundan ölüme bir sorun teşkil etmez lakin ölüm, onun ruhunu almadan evvel İhsan adında, Puslu Kıtalar Atlası'ndan aşina olduğumuz bu insanın canını alması gerekir. İhsan Efendi'de ilginç bir adamdır. Ölümün soğuk bakışlarıyla karşılaştığı her durumda paçayı kurtarır. Ölüm ve Cezzar Dede her seferinde sokakları aşa aşa, İhsan'ın gittiği yeri tespit ederler ve o yere doğru yollanırlar. Zira Ölümün İhsan'ın peşini bırakacak hali yoktur.
Anladığınız gibi Ölüm ve Cezzar Dede sonu beklenmedik bir şekilde bitecek olan bir yolculuğa çıkarlar. Ve yollarda zamanı değerlendirmek adına, sırayla birbirlerine dini, aşk, korku konulu hikayeler anlatırlar. Biz de bu hikayeler silsilesine eşlik ederiz. Şahsen benim yer yer oldukça güldüğüm, üzerinde düşündüğüm hikayelerdi bunlar. Ölüm ve Cezzar Dede arasındaki felsefi diyaloglar, birbirlerine anlattıkları hikayelerdeki gülünç durumlar, insan ve kasaba ruhuna dair tespitler okuru metne bağlıyor...
Başka bir İhsan Oktay Anar kitabında görüşmek üzere.

Yorumlar
Yorum Gönder