Ana içeriğe atla

YAŞAMIN KIYMETİ

 

    Karl Popper bilim felsefesinin gelmiş geçmiş  en büyük isimlerinden biri olarak görülüyor. Onu yirmili yaşlarda tanıdığım için mutluyum. Ölçütlerimi, düşüncelerimi ve algımı geliştirmekte epey faydası oldu.

    




    Popper, konferans konuşmalarının birinde yaşamın kıymeti üzerine bir yorum getirmişti. Yorumunda bazı insanların yaşamın kıymetsiz  olduğunu,, hiçliğin gün geçtikçe daha da kuvvetlendiğini söyleyip durduğunu ifade etmişti. Bununla beraber Popper'a göre bu sığ bir yaşamı anlayış tarzıydı. Ona göre yaşam pek kıymetli, önemsenmesi gereken bir şeydi. Hiçliğe bağlı olarak ölüm, yaşamımızın sonunu gözümüzde büyütmek aslında yaşama verdiğimiz kıymetin bir tezahürüydü. 

    Başka bir açıdan sonsuzluğa uzanan bir evren içinde gezegenimizdekine benzer bir yaşam formuna rastlamak oldukça zordu. Demek ki yaşam her yerde bulunan, her zaman elde edilen bir şey değildi. İsteğimiz dışında kazandığımız bu yaşama hak ettiği önemi vermeliydik. Onu daha güzel bir hale sokabilmeliydik. Madem bir kere sahip olmuştuk, onu kıymetsiz bir şeymiş gibi düşünmek ne kadar mantıklıydı?

    

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KARACA ALİ

                                                            KARACA ALİ                                                                                                            ...

KİMLER VAR İMİŞ BİZ YOK İKEN?

     Hay... Hak!      Müsaadenizle hemen konuya gireyim efendim. Konuya girmeden konu ne diyecek olursanız konu yok aslında, durduk döndük devranda! Altımızda dört tekerlekli araçla. Rum diyarında Rumkale'yi fetih eyledik bakışlarımızla!      Kış palto yerine şort giyer oldu, el alem bu havada deryalara girer oldu. Eee... İmam osurursa cemaat sıç... Neyse efendim! Ağzımız alacalı bulacalı olmasın. Ama dayanamıyorum efendim... Cemaat sıçarmış! Evet, efendim... Rumkale'ye gitmek niyetiylen çıktık yola, sağa dön baba, hop karşında Saylakkaya! Köy yollarının asfaltları pörsümüş, eskimiş. Yenilerini satıyorlar şimdi ilçe merkezinde, belki alan olur da seçimde kazanırız diye. Bir şöyle bir böyle, hop Gürlüce!  Tabelalar yönlendiriyor bizi Savaşan'a. İlerliyoruz Ford'un beyaz güverciniyle.      Şose yola girdik, inmeye başladık zikzak çize çize. Fırat'a indik güzelce. Balataları yakmadan he mi de! Feribot duruyor yalın bir iskele...

BİR PERDENİN SONUNA DAHA GELİRKEN

Bir perdenin sonuna daha gelirken Gün geceye kavuşur Bizim çocuk da dertleriyle, sevinçleriyle Meşke başlarmış Arkada bir  hicazkar çalar Ela gözleri de buğulanırmış Göğün tarlasında gümüş bir dolunay açar İşveli binlerce yıldız gör kırparmış Yerde o meşhur ağustos böceği Bir kirpi misali kızıl çamlar Arada meşeler, uçuşan ateşböcekleri  Hepsi de ona  yarenlik eder dururmuş Ruhu her gece zevkten dört köşe olurken garibimin İnce dudaklarından birkaç kelam duyulurmuş: Oh be canına yandığımın! Şu kahpe dünyada insan olduğunu hatırlamak da varmış!