Ana içeriğe atla

 



KLASİKLERDEN PASAJLAR (1)

 HAMLET (W. SHAKESPEARE)

"... Hafızanın kulu olmaz kararımız,

Çabuk doğduğu için büyümeden ölür,

Nasıl ki ham meyve dalında durur da,

Oldu mu kendiliğinden düşüverir yere

Kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak

En çabuk unuttuğumuz şeydir, ne yapsak,

Tutku bitti mi, istem de biter gider,

Ateşli sevinçler de kederler de

Yeminleri yakarlar kendileriyle birlikte.

Sevincin en coştuğu yerde dert en çok yerinir,

Bir dokunmada dert sevince döner, sevinç dertlenir.

Madem bu dünya bile yok olacak bir gün

Sevginin bitmesine insan neden üzülsün?

Sevgi mi kaderi kovalar, kader mi sevgiyi?

Daha kimseler çözmedi bu bilmeceyi.

Düşen büyük adamı en sevdiği unutur,

Yükselen züğürde düşmanları dost olur.

Sevgi talihin peşindedir diyecek insan

Bunca dost görünce büyüklere kul kurban!

Başı darda olan dayanak aramayagörsün,

Sözde dostları düşman kesilir bütün.

Ama ilk düşünceme döneyim yine

İsteklerimiz öyle çatışır ki kaderimizle

Bütün kurduklarımız yıkılır gider.

Düşünceler bizim, olaylar bizim değiller.

Sen yine bir daha evlenmeyeceğine inan,

İnancın değişir kocan öldüğü zaman."

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KARACA ALİ

                                                            KARACA ALİ                                                                                                            ...

KİMLER VAR İMİŞ BİZ YOK İKEN?

     Hay... Hak!      Müsaadenizle hemen konuya gireyim efendim. Konuya girmeden konu ne diyecek olursanız konu yok aslında, durduk döndük devranda! Altımızda dört tekerlekli araçla. Rum diyarında Rumkale'yi fetih eyledik bakışlarımızla!      Kış palto yerine şort giyer oldu, el alem bu havada deryalara girer oldu. Eee... İmam osurursa cemaat sıç... Neyse efendim! Ağzımız alacalı bulacalı olmasın. Ama dayanamıyorum efendim... Cemaat sıçarmış! Evet, efendim... Rumkale'ye gitmek niyetiylen çıktık yola, sağa dön baba, hop karşında Saylakkaya! Köy yollarının asfaltları pörsümüş, eskimiş. Yenilerini satıyorlar şimdi ilçe merkezinde, belki alan olur da seçimde kazanırız diye. Bir şöyle bir böyle, hop Gürlüce!  Tabelalar yönlendiriyor bizi Savaşan'a. İlerliyoruz Ford'un beyaz güverciniyle.      Şose yola girdik, inmeye başladık zikzak çize çize. Fırat'a indik güzelce. Balataları yakmadan he mi de! Feribot duruyor yalın bir iskele...

BİR PERDENİN SONUNA DAHA GELİRKEN

Bir perdenin sonuna daha gelirken Gün geceye kavuşur Bizim çocuk da dertleriyle, sevinçleriyle Meşke başlarmış Arkada bir  hicazkar çalar Ela gözleri de buğulanırmış Göğün tarlasında gümüş bir dolunay açar İşveli binlerce yıldız gör kırparmış Yerde o meşhur ağustos böceği Bir kirpi misali kızıl çamlar Arada meşeler, uçuşan ateşböcekleri  Hepsi de ona  yarenlik eder dururmuş Ruhu her gece zevkten dört köşe olurken garibimin İnce dudaklarından birkaç kelam duyulurmuş: Oh be canına yandığımın! Şu kahpe dünyada insan olduğunu hatırlamak da varmış!