Ana içeriğe atla

Kayıtlar

KARACA ALİ

                                                            KARACA ALİ                                                                                                            ...
En son yayınlar

Göbeklitepe ve medeniyet / Prof. Dr. Ahmet Arslan & Prof. Dr. Emrah Safa...

KİMLER VAR İMİŞ BİZ YOK İKEN?

     Hay... Hak!      Müsaadenizle hemen konuya gireyim efendim. Konuya girmeden konu ne diyecek olursanız konu yok aslında, durduk döndük devranda! Altımızda dört tekerlekli araçla. Rum diyarında Rumkale'yi fetih eyledik bakışlarımızla!      Kış palto yerine şort giyer oldu, el alem bu havada deryalara girer oldu. Eee... İmam osurursa cemaat sıç... Neyse efendim! Ağzımız alacalı bulacalı olmasın. Ama dayanamıyorum efendim... Cemaat sıçarmış! Evet, efendim... Rumkale'ye gitmek niyetiylen çıktık yola, sağa dön baba, hop karşında Saylakkaya! Köy yollarının asfaltları pörsümüş, eskimiş. Yenilerini satıyorlar şimdi ilçe merkezinde, belki alan olur da seçimde kazanırız diye. Bir şöyle bir böyle, hop Gürlüce!  Tabelalar yönlendiriyor bizi Savaşan'a. İlerliyoruz Ford'un beyaz güverciniyle.      Şose yola girdik, inmeye başladık zikzak çize çize. Fırat'a indik güzelce. Balataları yakmadan he mi de! Feribot duruyor yalın bir iskele...

BOZKIRIN ALEVİ (23 NİSAN ORATORYOSU)

  BOZKIRIN ALEVİ (Şimşek sesleri.) KORO: Bugün burada olan sizler dinleyin bizi! Biz yokken kimler varmış, neler olmuş? Anlatacağız sizlere... Dalgalanacağız bayrağımızın al renginde! Biz çocuklardan selam olsun sizlere! Selam olsun biz yokken bize bayram verenlere! Biz yokken bugünü bize emanet edenlere, Selam olsun Mustafa Kemal'e! Tarihlerden 22 Nisan 1920. Sarı Paşa Çankaya'dan Ankara ufuklarına mavi gözlerini dikmiş, düşünüyor... Yarın bozkırın ortasında büyük bir gün... Tatlı bir heyecan kaplamış içini, Bu hareketin devamı gelir mi ki? Niye olmasın? Bugün çağdaş milletler her şeye rağmen nasıl yönetilirdi? Cumhuriyetle! (KORO) Milletin sağduyusu hakim değil mi?  Hakim! (KORO) Zaman istemiyor mu cumhuriyeti? İstiyor! (KORO) Yakışıyor muydu 20. yüzyılda tek bir adamın idaresi? Yakışmıyor! (KORO) O anda zifiri gökyüzünde bir yıldız kayıverdi, Çankaya'nın bahçesinde, salkım söğüt tatlı tatlı ürperdi, Huzurla doldu mavi gözlerinin içi. Başarılacaktı! (KORO) Bu yoldan, demo...

ZORBA KİMDİR?

Pandeminin inişli çıkışlı günlerinde okuduğum favori kitaplarımdan biri oldu Zorba. İleride tekrar tekrar okuyabileceğim bir metnin tanışıklığıyla mutlu oldum. Bu mutluluğun etkisiyle kitabı bitirince hemen blogumda da yazmaya koyuldum. Birtakım işlerden dolayı da yarım bırakmak zorunda kaldım, nihayetinde de bugün bitirdim. Aradan zaman geçtiği için eserin bitişinin ardından kalan tortu doğal olarak azaldı ama bu yazmaya engel değil. Kitabın konusuna ve yazarına gelirsek iki ayrı dünya görüşüne, farklı algılara, iki farklı varoluşa sahip iki insanın iş gayesiyle bir araya gelip birbirlerine arkadaşlık etmesi, bu arkadaşlık süresince yaşamı kendi pencerelerinden bakarak yorumlamaları şeklinde okuyabiliriz.  Yazar Nikos Kazancakis'in kaleme aldığı bu roman uyandırdığı etkiyle Yunan-Amerikan yapımı kült bir filme aktarılmış. Yazarın dikkate değer bir özelliğini de dile getirmeden olmaz. Kendisi Homeros'un Odysseia'sını bıraktığı yerden devam ettirerek 33.333 dize ekleyerek ta...

BİR PERDENİN SONUNA DAHA GELİRKEN

Bir perdenin sonuna daha gelirken Gün geceye kavuşur Bizim çocuk da dertleriyle, sevinçleriyle Meşke başlarmış Arkada bir  hicazkar çalar Ela gözleri de buğulanırmış Göğün tarlasında gümüş bir dolunay açar İşveli binlerce yıldız gör kırparmış Yerde o meşhur ağustos böceği Bir kirpi misali kızıl çamlar Arada meşeler, uçuşan ateşböcekleri  Hepsi de ona  yarenlik eder dururmuş Ruhu her gece zevkten dört köşe olurken garibimin İnce dudaklarından birkaç kelam duyulurmuş: Oh be canına yandığımın! Şu kahpe dünyada insan olduğunu hatırlamak da varmış!

SOĞUK BİR MART GÜNÜNDE

     Mart ayının soğuk yüzünü gösterdiği çetrefilli, sancılanan bir mevsimdeyiz. Yine de bu hava, daha doğrusu soğuğu hissetmek hoşuma gidiyor, insanı diri tutuyor.       Bugün her zamanki gibi saat altı civarında montumu, eşofmanımı giyip yürüyüşe çıkmak için yola koyuldum. Havuz yoluna çıktım, sağ tarafımdaki koşu ve yürüyüş parkurundaki insanlara bir göz gezdirdim. Hava böyle olunca insanların pek dışarıya çıkası gelmiyor sanırım, ondan olsa gerek az kişi vardı. Havuz yolunun soluna sapıp tren yoluna geldim, zaten hemen yanında da Sarayköy mezarlığı var. Velhasılkeram tam mezarlığın yanında adımlarıma devam ederken hadi bugün başka bir rotadan yürüyeyim anasını satayım dedim. Mezarlıktan geri döndüm ve demir yolunun yanında Hasköy yoluna doğru uzanan şose yoldan yürümeye karar verdim.       Bu yol eskiden pek kullanan olmazdı lakin son zamanlarda bisikletle gidip gelirken yürüyüş yapan hanımefendiler, beyler görüyordum. Nihayetin...